Yerli Arama Motoru Nasıl Yapılır?

Son günlerin popüler konusu “Yerli Arama Motoru”. Bunun sebebi ise Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, yerli arama motoru konusunda çalışmalara başladığını söylemesi. Manisa’da özel bir televizyonun konuğu olan bakan yeni arama motoru ve yerli yazılımlar için Kanun Hükmünde Kararname ile teşviklerin verileceğini açıkladı. Bakan Arslan, “Tabi özellikle iletişim teknolojisi, bilişim sektörü, haberleşme sektörü gerçekten dünya ile entegre olan bir sektör. Sadece lokal bir çalışma yaparsanız, dünya ile entegre olmazsanız istediğiniz verimi ve istediğiniz sonuçları alamazsınız. O yüzden kesinlikle bizim bu sektörde ister web adresleri olsun, isterse internette yaptığımız işlemlerde olsun dünya ile entegrasyondan taviz vermeden, ancak hem Türkçe karakterlerin kullanılabileceği yazılımlar, hem de özellikle yerli bir arama motorunu geliştirmemiz ülkemiz açısından çok çok önemli. Bunların çalışmalarını yapıyoruz. Bir çalışma daha yapıyoruz. Ülkemizde üretilen verileri gidip yurt dışında saklanması, depolanması, sonra ihtiyaç olduğunda tekrar başvurup oralardan alınması yerine bu verilerin ülkemizde depolanması ve ülkemizde işlenmesiyle ilgili veri merkezlerinin özellikle ülkede kurulabilmesi adına, bu konuyu teşvik etmek adına Kanun Hükmünde Kararname ile çok önemli bir düzenleme yaptık. Çok önemli bir teşvik getirdik. Eminim ki bunlarla birlikte ülkemizde hem yerli yazılımlar, hem yerli arama motoru hem yereldeki veri merkezlerinin kurulması ve Türkiye’de üretilen verilerin ve dataların Türkiye’de saklanabilmesi ve Türkiye’de değerlendirilip raporlanabilmesi çok önemli bir adım. Onunla ilgili çok önemli süreçler başlattık. Kanun Hükmünde Kararname ile ciddi teşvikler verdik. İnşallah bu konuda ciddi mesafeler alacağız” şeklinde konuştu.
Bir bakanın bunları dile getirmesi oldukça güzel. Fakat bazı sıkıntılar mevcut, bunları kısaca ele almaya çalışacağım. Var olan sıkıntıları bilirsek çözüm üretmek daha kolay olacaktır.

Google’ın Tarihçesi

Şu anda arama motoru deyince aklımıza Google’dan başkası neredeyse gelmiyor. Google’ın başarısını anlayabilmek için, öncelikle tarihçesine bir bakmak lazım. Google, dünyanın en köklü üniversitelerinden olan Standford’da 1996 yılında 2 doktora öğrencisinin araştırma projesiyle başladı. Yani tam 20 yıl önce. Temelde bir site başka bir siteye link verdiği takdirde, o sitenin daha iyi olduğuna dair bir algoritma üzerinde çalışıyorlardı. Sitelerin arasında ilişkileri analiz eden bu sistemi PageRank olarak adlandırıyorlardı. Bu sırada Robin Li isimli bir kişinin geliştirmiş olduğu RankDex diye bir yapı aynı yıl benzer bir işlemi yapıyordu ve patentliydi. Halen Çin’in en büyüklerinden olan Baidu o sistemi kullanıyordu. Google.com’u 1997 yılında açtılar ve 1998’de şirketi resmen kurdular, 1999 yılında ilk büyük yatırımlarını aldılar (25 milyon $). 2004 yılında şirketin halka arzı gerçekleştirildi. 2015 yılında Alphabet isimli bir holding çatısı altında şirket çalışmaya başladı. Şu anda aktif olarak Google’ın bir çok hizmeti bulunuyor, ilk aklıma gelenler Gmail, Drive, Translate, Adwords, Adsense, Analytics, Android, Chrome, YouTube ve Dns.

Bilgi Birikimi & Büyük Veri (Know-How & Big Data)

Google’ın tarihçesini anlatmamın en önemli nedeni, şirketin 20 yıllık bir geçmişe sahip olması. Üstelik sahip olduğu bilgi birikimi kendi şirketinde üretilenle sınırlı değil. Bulunduğu ekosistemin bilgi havuzundan elde ettiği muazzam birikim unutulmamalı. Yaptığı satın almalar, işe alımlar ve transferler de hesaba katılmalı.
Arama motoru deyince aklımıza sitelerin kaydolduğu ve ekrana geldiği, basit bir yapı gelebilir. Türkiye’den çıkan arama motorlarına baktığımızda, bu işin fazla hafife alındığını rahatlıkla görebiliyoruz. Google’ı 2000 yılında ilk denememde beğenmiş, ama AltaVista kadar iyi de bulmamıştım. Şu anda AltaVista ismini hatırlayan az kişi kaldık. Google, 20 yıllık bir süreç sonunda bugünkü noktaya geldi ve halen daha iyisini yapabilmek için çaba sarf ediyorlar. Yukarıda saymış olduğum her servisin oluşturduğu inanılmaz boyutta veriye sahip, bu verilerin analizi ile Google arama algoritmalarını sürekli olarak geliştiriyor. Sadece Google Analytics servisi bile neredeyse tüm sitelerde kullanılıyor. Haliyle ellerinde çok büyük veri oluşuyor. Şayet yerli bir arama motoru düşünüyorsak öncelikle bu verileri üretebilecek yazılımların yolunu açmamız gerekiyor.

Alt Yapı

Veri merkezleri ile ilgili çeşitli yardımlar ve destekler var. Artarak devam edeceği söyleniyor. Fakat bir de yaşadığımız gerçekler var. Üniversite sınav zamanı ÖSYM sitesi çalışmaz, KOSGEB başvurusu yapmanız gerektiğinde sitesi açılmaz, sınav sonuçları açıklanacağında MEB’in sayfası açılmaz. Google gibi şirketler veri merkezlerini kurdular ve oradaki enerjilerin güneş enerjisi gibi kaynaklardan elde edilmesi üzerinde çalışıyorlar. Biz de altyapı ile ilgili yatırım yaparlarken onların yaptıklarını iyi analiz ederek hareket etmemiz gerekiyor.

AR-GE

Ülkemizdeki şirketlerde, üniversitelerde veya devlet kurumlarında en gereksiz oluşum olarak genellikle “ARGE” birimi gösterilir. Çünkü aylarca, hatta yıllarca para ve kaynak tüketirler, fakat ortaya bir şey çıkmaz. Bizim genel olarak araştırma ve geliştirmeye bakış açımız ne yazık ki bu. Bundan dolayı, öncelikle bu bakış açısını değiştirecek adımlar atılması gerekiyor. Mevcut olan arama motorlarının incelenmesi, tersine mühendislik yöntemleriyle benzerlerinin yapılması gerekiyor. Daha sonrasında ise onlardan daha iyi nasıl yapılabilir diye araştırmaların eş zamanlı başlaması gerekiyor.

İnsan Kaynakları

Türkiye’de yetişmiş çok iyi yazılımcılar, çok iyi mühendisler var. Fakat bunların bir kısmı yurt dışında yaşamaya karar vererek gittiler. Kalanların bir kısmı geçim derdine düşerek, körelecekleri işlere yöneldiler, bir kısmı ise girişimci olarak kendi ayakları üzerinde durmaya çalıştılar. Şu anda Türkiye’de bu çapta büyük bir proje başlamış olsa ekip toplamak oldukça güç olur. Çünkü kimse mevcut düzenini bozmak istemez. Onun için milli arama motorundan önce onu yapacak insan gücünün yetişeceği ve mutlu olacağı bir ekosistem yaratmak gerekiyor.

Maddi Kaynaklar

Google’ın çatı şirketi Alphabet’in değeri yaklaşık olarak 600 milyar dolar. Türkiye’nin toplam ihracat rakamı 155 milyar dolar civarında, kamu gelirleri 175 milyar dolar civarında. Google’ın çok ciddi bir ekonomik gücü olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Muhtemelen yerli arama motoru gibi bir yapılanmaya girilince ayrılacak maksimum bütçe 100 milyon dolar gibi rakam olacaktır. Böyle bir bütçe ayrıldığı takdirde ise, büyük olasılıka bu bütçe doğru yönetilemeyecektir.

Peki ne yapmak lazım?

Kısa vade için büyük laflar etmek yerine, uzun vadede etkisi olacak önemli ve radikal değişikliklerin yapılması gerekiyor. Bu değişiklikler yapılırken 1–2 yıllık değil, 15–20 yıllık bir vizyon çizilmesi lazım. Teknolojiyi yalnızca tüketen değil, aynı zamanda üreten bir gençlik yetiştirilmesi öncelikli hedef olmalı. Milli arama motoru, milli araba gibi kelimelere odaklanmak ve gereksiz çabalar yerine, bunları üretebilecek bir yapıya geçiş yapılması gerekiyor. Devletin üretici değil, üreticileri destekleyen ve denetleyen bir yapı kurması gerekiyor. Bir yandan “Milli Arama Motoru” yapacağım derken diğer yandan yurt dışından gelen mallarda kotayı düşürmek, genel anlamda işe ne kadar yanlış açıdan baktığımızı gösteriyor. Türkiye’de henüz basılmayan bir kitabı veya henüz satılmayan bir elektronik malzemeyi bile alamadıktan sonra, buradaki yetişmiş iş gücünü ülkede tutmak mümkün olmayacaktır. Yurt dışına beyin göçü devam edecektir.
Devletin hemen bir yerli arama motoru yapmaya çalışmak yerine, ileride bu yönde başarılı girişimler çıkmasına olanak sağlayacak bir teknoloji ekosistemini oluşturmak için uğraşması gerekiyor. Bundan kastım teknoloji üssü gibi inşaat sektörünü ilgilendiren çalışmalar değil, gerçekten tüm ülkenin inanacağı ve birlik olacağı bir hareket planı yapılması gerekiyor. Açıklama yapan bakan iyi niyetle bir açıklama yapmış olsa bile, bakanın ünvanı bile bir çok şeyi özetliyor. “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı” hem denizcilikten sorumlu, hem internetten, hem trenlerden, hem veri hatlarından. Konuyla ilgili bir de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız var.
Devletin uzun vadeli bir planlamayla, küçük hedefler üzerinden büyük hedeflere ilerlemesi gerekiyor. Buna şu anda internet ekosisteminde bir şeyler üretmeye çalışan girişimcileri gerçekten destekleyerek başlayabilir.
Advertisements